Lipödem Halhal
₺3.552,00
1
<p>Bacaklarımız... O kadar önemsiyorum ki. Çok büyük takıntımdır benim mesela. Geçen hafta psikolog seansımda yine farklı bir zamandaki hayatıma gittim kontrolsüz bir biçimde. Bacaklarım çok ince ve işlevsizdi. Hastaydım. Gerisini anlatmayacağım. Bacak konusundaki ruhsal takıntımı anladım. Bacakların hastalığı, yağ birikimi, lipödem, selülit, ağrı ya da incelik hepsinin hikayesi bir başka. Ben tıp hekimi değilim, enerjiyi çok iyi bilirim ve her ruhun her sureti deneyimlediğini. Denize düşenlerin yılana sarıldığı o şifa yılanıyım diyelim :)</p><p>Aynada bacaklarına baktığında ne hissediyorsun?</p><p>Aşağıda bir lipödem hastasının Allah'a duasını yazacağım ama onun öncesinde bu ayak bileğinize takacağınız halhalda kullandığım 2 taşı söylemek istiyorum;</p><p>Peru turkuazı ve sarı opal.</p><p>Bizim son enkarnemiz peru. Peru turkuazı boğaz çakrası. Boğaz çakrasını kök çakra ile birleştirip sarı opal solar ile tamamladım. Taşın işlevi bir kenara bizdeki hikayesi başlı başına şifası. </p><p>Ayak bileğinize takacaksınız. 2 tane almanıza gerek yok. Lipödem hastaları ve bacaklarının kilosundan şikayetçi olan herkese çağrımdır...</p><p> (Biliyorum çok kişi müzdarip bilekkik fiyatı ile aynı tuttum şifa olsun)</p><p>...</p><p>Allah’ım, buradayım. Kimsenin görmediği, odamda yalnız kaldığım, o sıkan çorapları, bedenimi gizleyen o bol kıyafetleri üzerimden attığım çıplak gerçekliğimle karşındayım. Canım yanıyor. Bu, öyle 'çok yoruldum' ağrısı değil; sanki etlerimin altında taşlar birikmiş, her adımda tenimi içeriden bıçaklıyorlar gibi bir sızı. Dokunamıyorum bile kendime. Bacaklarım bana ait değilmiş gibi, ruhumu taşımayı reddeden birer kurşun kütlesi gibi. Senden bu dokunulmaz, bu taşınmaz ağırlığın hafiflemesini istiyorum. Bedenimi bana yeniden güvenli bir yuva yap.</p><p><br></p><p>Sen biliyorsun ya Rabbim, ben bu kiloları yiyerek almadım. Ama insanlara bunu anlatamıyorum. Yolda yürürken arkamdan süzerek bakan gözlerden, 'Azıcık boğazını tutsan zayıflarsın' diyen o bilmiş, kibirli tavırlardan yoruldum. Dünyanın gözünde 'iradesiz' damgası yemekten kalbim kırılıyor. Benim savaşım mutfakla değil, benim savaşım kendi hücrelerimle. Senden, insanların o acımasız bakışlarına karşı kalbime bir zırh vermeni istiyorum. Beni onlara muhtaç etme, beni onların sığ yargılarıyla imtihan etme. Hakiki şifayı ver ki, bana acıyarak ya da eleştirerek bakanların dilleri tutulsun.</p><p><br></p><p>Zihnim durmuyor Allah’ım. Aynaya her baktığımda, 'Neden vücudumun üstü başka, altı başka?' diye sormaktan kendimi alamıyorum. Bir kadın olarak kendimi eksik, orantısız ve saklanması gereken bir kusur gibi görme feryadından zihnimi kurtar. Spor salonlarında, diyet listelerinde çaresizce eritmeye çalıştığım ama bana inatla direnen o dokuları gördükçe umudum kırılıyor. Tıbbın bile bazen 'çaresiz' dediği ya da 'estetik' deyip geçtiği bu illeti sen kökünden kurut. Zihnime teslimiyet ver ama beni çaresizliğin karanlığında da bırakma. Doğru hekimleri, doğru çareleri karşıma çıkar.</p><p><br></p><p>Ve en derindeki ben... Ruhum, bu dünyalık et ve kemik kafesinin içinde sıkışıp kaldı. Ama biliyorum ki bu beden bana bir emanet ve sen beni bununla sınıyorsun. Bu hastalığı ruhumu olgunlaştırmak için bir vesile kıldıysan, sabrını da ver. Ama Şafi isminin hürmetine, senden hücresel bir temizlik istiyorum Allah'ım. O biriken, ödemleşen, canımı yakan yağları ve sıvıları bedenimden akıt, temizle. Bana hafifliği, zahmetsizce yürümeyi, sabahları ağrısız uyanmanın o mucizevi hafifliğini nasip et. Ruhumu bu dertle ezme, beni şifanla ferahlat.</p>