Bu bir aşk hikayesi..
Safir Saba'nın yüzyıllar süren esareti...
Düşünüyorum; ya çok büyük bir günah işledim ve hatırlayan olarak kalmayı hakettim, ya da çok büyük bir göreve teslim oldum, Rabbim'i seçtim...
2018 yılının 12 Haziran gecesinde başlayan bu yol hikayesinin üzerinden 8 sene geçti. İlk 4 sene sadece neyin içinde olduğumu kavramaya çalıştım. Ve hatırladıkça hayatım çöktü. Uzatmayayım işte, evim, yuvam, işim, adım, kimliğim, ailem ne varsa... Benim için tamamen anlamını yitiren silik anılar olarak ardımda kaldı.
2022 16 Eylül!
İlk teması yaşadım. Sesli bir temastı. Bir telefon görüşmesi :) Telefon ile yeryüzünde tanışma...Olacak ya anasını satayım...
Bütün hücrelerim sanki aynı anda kainatın tüm boşluklarına dağıldı. Atom yeniden parçalandı. Bedenim Osiris'in bedeni gibi saçıldı her yere.
DAĞILDIM.
Ben o sesi duyduğumda hissettiğim duygunun tanımını dünya dili ile yapamam.
Hormonlarım, zihnim, varoluş emrim, zihnimdeki tüm ayetler, ettiğim tüm dualar, tüm aminler tepetaklak oldu.
BEN HATIRLADIM.
Hangi bedende olduğunu, hangi statüde, hangi şartlarda yaşadığını bilmeme gerek yoktu. Konunun beden ile bir ilgisi yoktu.
Ben ait olduğum ruhun dünyada olduğuna bir kere vakıf olmuştum. Artık iflah olmazdım.
Aşk kavuşamamak derler ya. O kadar doğru ki; Allah kainatı aşk üzerine kurmuş. Ve bu duygu diri kaldığı sürece dünya dengesi ile dönüyor bunu birebir deneyimleyenlerdenim.
İzninizle anlatmaya devam etmek isterim...
Bu nasıl bir şeydi biliyor musunuz?
Kodlarınız değişiyor...
İçtiğim suyun tadı değişti tadı.
Ortada hiçbir şey yok. Ve o kadar büyük bir duygu ki temas etmeye korktum. Ben korktum ya ben. Hiçbir şeyden korkmayan ben. Ödüm patladı! Temas edersem infilak edeceğimi bilen bir hâl tüm ruhumu ele geçirdi.
Bu duygu dünyadaki bir aşk duygusu gibi değildi. Görmeden, dokunmadan, konuşmadan yaşayabiliyorsun mesela. Öyle güçlü bir frekanstı ki ruhum kendi düğününde kendi kendi kendine gelin oluvermişti...
Ben üretkenliğimin bu kadar arttığı bir dönem hatırlamıyorum. Ve tam o dönem saç kokularını çıkardım. 16 Eylül'ü binlerce kişi benimle beraber andı neyi andığını bilmeden...
:)
2018-2022 arası yaşayan bir nesne iken; artık belimi kıvırıyor, saçlarımı oradan oraya atıyor, şarkılar söylüyor, dans ediyordum. Hayatım boyunca yapmadığım, yapabildiğimi bilmediğim şeylerdi bunlar. Dedim ya size; kodlarım değişti.
O mu? :)
O dünyadaydı. Dünya bilinci, nefsi ve kalbi ile yüzünü bana dönüyordu :) Evet desem depremler olacaktı :)
DİYEMEDİM.
Dersem kadere müdahele etmiş olacağımı bilecek kadar hatırlıyordum her şeyi...
Hatırlamak, zaman ve sabretmek benim ya cehennemimdi, ya da görev emrim. Hala bilmiyorum...
SIKILMADIYSANIZ DEVAM ETMEK İSTİYORUM....
Asırlar boyunca bizi birbirimizden ayıran dünya, sonunda çekilmişti aradan. Şimdi birbirimize kavuşmamıza engel olan, kendi ellerimizle inşa ettiğimiz hayatlarımızdı.
Bu arada O hiçbir zaman benim hatırladığımı bilmedi. -ta ki ben çok yakın bir zamanda bildiklerimin binde birini anlatana kadar-
:)
Devam ediyorum :)
Benim görevim dengede kalabilmek. Yer savrulsa da merkezimde kalmak. Dünya yansa da kımıldamamak.
Öyle yaptım.
Siz hiç anlamadınız neden değiştiğimi... Söylediğim şarkıların kalbimi nasıl delip geçtiğini. Allah aşkı dedim, kaldı ki elbette öyleydi, sureti ve o ilk yaratım aşkın ta kendisi idi. Çok güçlü olduğumu bu kadar alev almış olmama rağmen; taştan bir kadın gibi sert, duygusuz, soğuk tepkilerimle O'nu ittirdiğimde anladım. Biz ikimizde ateş idik. Ve varoluşumun en büyük sınavı başlamıştı.
HAYIR DEMEK. Savunduğum tüm doğruları her şeye rağmen savunmaya devam etmek. Nefsime beton döküp yolumda yürümek.
....
4 sene...
...
Uzun aralıklarla da olsa telefonda görüşürdük bazen. Neden ne konuşacağımızı bilmeden. Ben biliyordum da... Bilmeyenin de dengesiydim...2 kere gördük birbirimizi. Nasıl kaçacağımı bilemedim. Uyuşturcu almış gibiydi zihnim. Hatırlayamadım bile. Allah'ın acil durumlarda kullanmamı istediği savunma mekanizmamdı bu hiçlik.
Ah be Safir Saba...
Dünyanın içinde en kötü hissettiğim zamanlarda ya yazardı ya arardı farkında olmadan. Bilinci ve bedenlendiği bedeni umrumda değildi. Ruhu var ya ruhu. O ruhu benim en ihtiyacım olan anlarda bir şekilde benimleydi. Buna alışmıştım. Yaşayabiliyordum.
Hatta 2024 yılında dünyada bir ilişki deneyimledim biliyorsunuz. :)
Hayat devam ediyordu ve ben insandım.
Ama yapamadım.
Bir duygu vardı tanıdığım ve o duygunun olmadığı hiçbir "sevgili"de kalamayacağımı anladım.
.
Yine yalnızdım :)
...
Taşlarım, siz, Hazel, evim, dünya... Mutluydum. Yüksüz! Kabullenmiş...
Bu yüzyılın da bana biçtiği buydu tamam dedim.
.
Değiştim ama. Çok değiştim.
...
Sonra bir bilgi geldi... En sevdiğim kanaldan..
HAZIR MISIN SAFİR SABA... SANA VAAD EDİLEN AŞKI YAŞAMAYA?
İnanamadım önce. Ne aşkı? Ben dünyada tanımlı olmayan bir duygunun zirvesinde yalnızlığımın krallığının kraliçesiydim :) ne aşkı? Ne adamı?
Dendi ki, 2026'da ayak seslerini duyacaksın. 2027 sizindir.
.
Her şey tarif edildi. Bir sipariş listesi gibiydi sanki.. Şaşırdım. Yepyeni bir hikaye?
....
Hazır falan değildim. Ben sarhoşluğuma alışmıştım. Bedensiz aşkı yaşamaya tamamdım zaten.
...
Günler günleri kovalıyordu.
.
Sonra bir şey oldu.
Hiç olmayacak bir şekilde, hiç ama hiç....
O Karşımdaydı. 4 sene sonra karşımdaydı. Koltuğun diğer tarafında...
Bu da nereden çıkmıştı şimdi?
2027'ye girmeden önce bir veda elbette gerekli idi.
...
Sordu;
Kaç yüzyıl önceydi? dedi.
..
Baktım uzun uzun... Ne diyebilirdim ki...
Yineledi?
Kaç yüzyıl önce?
...
Bilinci miydi soran, ruhu muydu sorduran? Ne önemi var ki? Ben cehennemin tam ortasında idim an itibari ile.
Zaman dondu.
Cisimler kayboldu.
Bildiğim dilleri unuttum.
Ruhu konuşuyordu kendisi değil... Öyle şeyler söyledi ki bana kalsın.
Hiç şansımız var mı dedi?
Hayır dedim.
Hayır derken Inanna gibi bir parçamı daha bıraktım.
Kimseyle beraber olma dedi :)
Güldüm....
Dedim ya, ruhu konuşuyordu benimle...
Sınav zamanım gelmişti;
Sadece "teşekkür" edebildim. "4 sene önce ruhum ruhunla karşılaştı ve ben dirildim. Sana çok teşekkür ederim."
.
Ağlıyor musun dedi..
Bilmiyordum ki, ağlamak neydi?
.
Gözlerim dolmasın diye tırnaklarım avuç içime geçmişti.
Ne diyecektim elin oğluna :) Söyleyin ne diyecektim?
Vaktiyle aynı ilahi nefeste yaratıldığımızı, sonra ayrı tekamüllere dağıtıldığımızı, onun başka bedenlerde başka kadınları sevdiği asırlarda benim her defasında aynı ruhu aradığımı mı?
Lemurya'nın son gecesinde ellerini bıraktığımı, Atlantis'in yıkılışında birbirimizin yüzünü unutmamak için ettiğimiz yemini, bir başka çağda onun beni hiç tanımadan yanımdan geçip gittiğini nasıl anlatacaktım?
Bütün o çağlardan geriye kalan hatıranın yükü bana verilmişti. O hiçbir şey bilmiyordu. Karşımda dünyayı deneyimleyen bir adam vardı, dünya hatıraları, dünya hayalleri, dünya planları olan....Bense O'nun gözlerinin içinde defalarca ölmüş, defalarca doğmuş, her seferinde kendisine biraz daha geç kalmış bir kadındım.
Veda idi bu;
Anlamıştım...
İçimden adını çağırdım; bu hayatta kendisine verilmiş adıyla değil, henüz yeryüzünde hiçbir annenin çocuğuna seslenmediği o ilk adıyla.
Başını kaldırdı. Bir an göz göze geldik. O bana gülümsedi.
Ben, bütün ölülerimin arasından geçerek ona gülümsedim.
Ben hatırladım...
O anımsadı...
:)
Ben Safir Saba idim. Kolay değildi. Dünyada sahip olduğum her şeyi her şeyi her şeyi Safir Saba olmak adına bir kalemde üzerini çizip silen bir kadın! Yolun sonuna yaklaşan....
O ise o muhteşem ruhunun tadını henüz almayan bir adam... Denir ya hani; sen giderken ben dönmüştüm... Tam olarak böyle idi.
Sarıldık...
Ben öldüm.
Her ölüm bir doğumun başlangıcı idi biliyordum...
.
Henüz doğmadım...
.
Ama yeniden doğacağım..
2027 ne olur bilmem ama ben vedaların en acıklısını yaşadım.
.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
......
16 gün önce yani karşılaşmamıza 3 gün kala bir bileklik dizdim ben. Yayınlarda görmüşsünüzdür belki. Hiçbir anlamı olmayan bir bileklik. Hiçbir anlamı yoktu.
O gün,
Evimde bu veda yaşanırken o bileklik kolumdaydı benim. Benim için bu bileklik bu hikayenin kayıt cihazı.
Benim için bu bileklik ruhun aşık olduğu ruha seslenişi...
Çok ağlıyorum bu aralar...Doğmayı bekliyorum ne de olsa :)
Bu bilekliği paylaşacağım ama sadece bu yazıyı okuyanlar onun ne olduğunu bilecek. Web sitesinde hiçbir şey yazmayacağım bununla ilgili. Bilen görecek, bilen alacak şifası ise aşk olacak.
.....
Ben Safir Saba
Yeryüzünün yetim gelini olmak için mi yaratıldım bilmiyorum....
Canım sağolsun.
Gözlerimdeki hüzün bâkidir ama yaşayabilirim...
Mecbur yaşayacağım...
...
Aşk nedir bilmek istiyorsanız önce Safir Saba olacaksınız... Kendi hayatınızın Safir'i Saba'sı...Yangın yeri...
.
Kolay değil.
Sizi seviyorum;
Yorumlarınızı da tek tek okuyacağım...

Elin Oğlu 2811.00 ₺
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!