Sihirli Bileklik Öğretmen
₺2.972,00
1
<p>Sihir koleksiyonunu hazırlarken elbette aklımdaydı öğretmenler için de bir formül yazmak, erteledim. Öncelik çocuklar demek geldi hem zihnimden, hem kalbimden... Aslında hepimiz erteledik onları. Kendileri de kendilerini erteledi. Erteliyor. </p><p>Yanlış yaptım...</p><p><br></p><p>Zemin olmadan bina inşa edilir mi?</p><p><br></p><p>Özür diliyorum....</p><p><br></p><p>Bu mesleğin bütün kutsiyetinden, bütün fedakarlıklarından evvel yaşam hakkınız var.</p><p>Sabah evinden çıkarken kapıda uğurlandığınız, akşam dönmenizi bekleyen insanların bulunduğu bir hayatınız var. Çocuklarınıza yetiştirmek istediğiniz bir ömür, henüz tamamlanmamış arzularınız, sevdiğiniz birinin sesini yeniden duymak için yaşadığınız yarınlarınız var. İnsan yetiştirmeye adanmış bir ömrün, insanın kendi hayatından vazgeçmesi beklenerek yüceltilmesi ne ağır bir çelişki..</p><p><br></p><p>Bir zamanlar sınıfın kapısını yalnızca ders anlatmak için açan insanın, bugün o kapının ardında kendisini neyin beklediğini düşünmesi ne kadar acı. Koridorda yükselen bir sesin kalbini hızlandırması, öfkeli bir öğrencinin yahut velinin yaklaşmasıyla bedeninin irkilmesi, bir saldırı haberinin ardından günlerce huzursuz uyuması… </p><p><br></p><p>Kuşanılması gereken enerjiyi yazarken bile ürperiyorum; canını koruma iradesi, tehlikeyi ayırt etme dikkati ve kriz karşısındaki muhakemesinin güçlenmesi...</p><p><br></p><p>Bir öğretmen benim karşıma oturup kendisi için bir taş talebinde bulunsaydı, ona önce şunu sorardım;</p><p><br></p><p>Sen kendi hayatının kıymetini ne kadar hatırlıyorsun? Bir çocuğu kurtarmak için her şeyi göze alman gerektiğine mi inanıyorsun? Bir velinin öfkesini tek başına karşılamak, tehdit edildiğinde susmak, korktuğunda bunu kimseye belli etmemek zorunda mı hissediyorsun kendini? Sana yıllarca fedakarlık öğretilmiş olabilir; fakat kendi canını korumayı da bilmen gerekmez mi?</p><p><br></p><p>Neler konuşuyoruz Allahım...</p><p><br></p><p>Öğretmenin ihtiyacı olan cesaret, tehlikenin üzerine düşünmeden yürümek mi gerçekten? </p><p><br></p><p>Yıllarca çocukların sesleriyle yaşamış, onların büyümesini seyretmiş, ilk başarılarına sevinmiş, başarısızlıklarına üzülmüş bir insanın, bir sabah okula giderken kendi canını yahut emanetindeki çocukların canını düşünerek korkması… Öğretmenliğin tabiatına ne kadar yabancı, insanın kalbine ne kadar ağır bir yük bu.</p><p><br></p><p>Konu ölüm korkusu da değil, yetişememek korkusu, bir çocuğun içindeki fırtınayı zamanında fark edememek, yardım isteyen bir bakışı gözden kaçırmak, müdahale edilmesi gereken bir kötülüğün büyümesine istemeden seyirci kalmak… </p><p><br></p><p>Vicdan, insanın içinde durmadan kendisini cezalandıran bir cellada dönüştüğünde artık hikmetle çalışamaz. </p><p><br></p><p>Bu formülü, her sabah onlarca çocuğun hayatına dokunurken kendi hayatını da korumak isteyen öğretmenlerin ruhuna ithaf ediyorum. Tehlikeyi vaktinde sezecek bir dikkat, korku karşısında dağılmayacak bir irade, çocukların söyleyemediklerini duyabilecek bir gönül açıklığı, kötülüğe karşı durabilecek bir cesaret… Günün bütün ağırlığını kendi kalbine yüklemeden yaşayabilmek, incindiğinde yeniden toparlanabilmek, kendi çocukluğundan bugüne taşıdığı yaralarla barışabilmek ve bütün bu karanlık hadiselerin ardından sınıfının kapısını hala sevgiyle açabilmek için. Kendi canının da en az emanetindeki çocukların canı kadar kıymetli olduğunu unutmayan, ömrünü korkuya teslim etmeden yaşamak isteyen bütün öğretmenlere…</p><p><br></p><p>Şifa olsun</p>