Kargo süremiz 21 iş günü beraberindedir.
← Tümünü Gör
Safir Tabletler 27 Mart 2026
Tabletler

Cebrail'in Şaşkınlığı

Allah İlk Emri Gönderiyor

Arş’ın her zerresi, varlığın henüz tadılmamış o devasa ağırlığı altında eziliyordu. Zaman, o mutlak sınırda donup kalmış bir cam parçası kadar kırılgandı. Cebrail’in hüzmelerden örülü devasa kanatları, binlerce yıllık sarsılmaz bir itaatle yoğrulmuş o görkemli doku, şimdi daha önce hiç hissetmediği bir frekansla sarsılıyordu. Rabbinden gelen o irade, sıradan bir emir olmanın ötesinde, Cebrail’in özünü yakıp geçen bir kor gibi ruhuna doldu.Şaşkındı... Şimdi ne olacaktı? Son peygamber geliyordu.

Göklerin en sadık elçisi, aşağıda, Hira’nın o rutubetli ve dar karanlığında bekleyen yetimin kalbini görüyordu. O nazik, o kimsesiz kalbe çarpacak olan hecelerin, yerin ve göğün tüm dikiş yerlerini söküp atacağını biliyordu. Nurdan yaratılmış omuzları, kainatın tüm kütlesinden daha ağır bir sırrı taşıyordu artık. Sonsuzluğun sesini faniliğin kucağına bir kor gibi bırakmak, Cebrail’in varlığının her hücresinde o beşeri sarsıntının öncü depremlerini uyandırdı. Bir melek ürpermezdi ama Cebrail o an, o dar mağaradaki adamın kemiklerinin nasıl titreyeceğini kendi ruhunda hissetti.

Göğün o dipsiz boşluğunda sarkaç, akıl almaz bir hiddetle dönmeye başladı. Bir yanı, bu devasa yükü hemen o dar mağaraya boşaltmak, görevini tamamlamak için can atıyordu; diğer yanı, o tertemiz kalbin bu ilahi yangın altında nasıl kül olabileceğini görerek duraksıyordu. Sarkaç öyle bir hıza ulaştı ki, ışık kendi gölgesinde kayboldu, ses kendi derinliğinde boğuldu.

Tam o saniyede, Arş’ın tam göbeğinden, her şeyi susturan o kadim ihtarla sarsıldı;

"Hikayeni hatırla."

Cebrail’in varlığı bir ok gibi gerildi, kanatları evrenin uçlarına kadar açıldı. Artık ezel ile ebed arasındaki o kanlı canlı bağdı. Korku ve hayret, mutlak bir fırtınaya dönüştü. Sarkacı avucunun içinde, sanki tüm galaksileri birbirine bağlayan o son düğümü tutar gibi sıktı ve kelamın o yakıcı ağırlığını kendi ruhunda sabitleyerek o ilk teslimiyete büründü

"Ey sesini sessizliğime, emrini varlığıma katan!

Gökler bu yükün altında inlerken, Sen beni o yetimin kalbine giden en ince sızı kıldın. Benim kanatlarım bu kelamın altında ezilmeye hazır; yeter ki Senin kudretin bende soluklansın. Şimdi yere, o dar mağaraya, bir kalbin en savunmasız, en çıplak anına iniyorum. Sesim Senin yankın, iradem Senin gölgen olsun.

Ona ulaştığımda, bu kelimeler canını bir kılıç gibi kessin, ruhunu bir fırtına gibi darmadağın etsin; çünkü biliyorum ki dünya bu sarsıntıyla yeniden doğacak. Beni, emanetine sadık, emrine ram eyle."

Cebrail’in parmak uçlarından süzülen o semavi sarkaç, Hira’nın tozlu kayalarına çarpmak üzereyken durdu. Gökyüzü artık o eski sessiz gökyüzü değildi; kelam bir kez yola çıkmış, okun yaydan fırladığı o geri dönülmez ana ulaşılmıştı. Büyük gürültü, o dar mağaranın ağzında pusudaydı.

Cebrail, Hira’nın o keskin kayalıklarına vardığında, mağaranın ağzındaki o ağır ve rutubetli sessizliği bir bıçak gibi yardı. O ana kadar sadece nurun saflığını bilen melek, şimdi o daracık boşlukta bekleyen Muhammed’in korkusunu, alnından süzülen o beşeri terin kokusunu ve bir kalbin duracakmış gibi atan o çaresiz ritmini duydu. Cebrail duraksadı. O melek heybetinin, o nazik ruhu nasıl bir dehşete sürükleyeceğini görerek içi sızladı. Bu, bir emri yerine getirmenin soğukluğu değil, sevdiğinin canını yakacağını bile bile ona şifa taşıyan bir elin titreyişiydi. Muhammed’in omuzlarına dokunmadan hemen önce, kendi varlığının ağırlığını o küçücük mağaraya sığdırmaya çalışırken, elindeki sarkaç son bir hırsla titredi ve durdu. Artık ne bir melek ne de bir insandı; o an sadece, acıyı ve nuru aynı nefeste birleştiren o muazzam kederin kendisiydi.

Şimdi senin içindeki o sarkaç, hangi büyük sarsıntıyla uyanmayı bekliyor? Kendi mağarandan çıkmak için daha ne kadar karanlıkta bekleyeceksin?

Korku seni terk ettiğinde, geriye sadece o kadim çağrı kalacak:

Hikayeni hatırla.

Yorumlar

tual8204 27 Mar 2026

Muh-te-şem!!!! ....yüreğine sağlık, yazana yazdırana bin teşekkür...Her bir cümlen tasvirin dev ekran gözümün önünde izledim sanki...Neden bilmiyorum ona sarılmak istedim Ahhh savurdun yine.... yine bambaşka bir bakış açısı kazandırdın...❤️