ALERJİLER

2552,00 

Stokta

Açıklama

Alerjiler ve Bağışıklık Sistemi Hassasiyetleri

Canım sevgililerim… Çok sık karşılaştığım bir şifa konusu bu. Olabildiğince yazmaya çalışacağım.

Bize yıllarca öğretilen çağlar boyunca şuydu;
“Katlan, yut, gülümse.”

🙂

Ama ne zaman ki bu içe atılan tepkiler hücre duvarlarına çarpıyor, işte o zaman beden sinyal vermeye başlıyor.

Alerji, bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan bir maddeye karşı aşırı tepki vermesidir.
Ama enerji düzleminde bu, yalnızca bir polene, bir gıdaya, bir hayvan tüyüne karşı savaş değildir.
Bu, dış dünyaya karşı verilen kolektif bir savunma ilanıdır.
Ve bizim bedenimiz bu ilanı çoğu zaman “kendini koruyamadığı için” yapmak zorunda kalır.

Tıbbi açıdan alerjiler, vücudun bağışıklık sisteminin bir maddeyi tehdit olarak algılayıp ona karşı antikor üretmesiyle başlar.
Histamin gibi maddeler salınır, vücut yangı hâline girer.
Bağışıklık sistemi, dostu düşman bellemiştir.

Alerjilere neden olabilecek başlıca tıbbi faktörler:

– Genetik yatkınlık (atopik birey)
– Stres kaynaklı bağışıklık çöküşü
– Otoimmüniteye yatkın hormon profili
– Çevresel toksinler (kimyasallar, pestisitler, endüstriyel maddeler)
– Disbiyoz (bağırsak florası bozulması)
– Kronik inflamasyon

Ama bu veriler yalnızca bedeni anlar.
Ruhu değil.

Kadınlarda alerjiler, çoğu zaman bastırılmış savunma reflekslerinin fiziksel dışavurumudur.
Birçok vakada şu örüntü görülüyor;

– Hayır diyemeyen kadın
– Sınır çizdiğinde suçluluk duyan kadın
– “Sakın görünür olma, dikkat çekme” diye büyütülmüş kız çocukları
– Kendi bedeniyle tam bağ kuramamış, onu hep başkası için şekillendirmiş kadınlar
– Duygularını anlatamayan, ağlayamayan, içe kapanmış dişil sistemler

Bu kadınların bedeninde “söyleyemediği” şeyleri bağışıklık sistemi anlatır;

“Bu bana dokundu.”
“Bu teması istemiyorum.”
“Ben burada tehdit altındayım.”

Alerjiler bir tür enerjik bağırıştır.
Ruh “beni gör” diyemezse, hücreler onu yapar.

Hadi biraz tarihe bakalım 🙂 Güzeldir hikayeler.

Antik Mısır’da “Heka” adı verilen yaşam enerjisi, hem şifa hem de bağışıklıkla ilişkilendirilirdi.
Kadınlar, özellikle rahibe sınıfı, bu enerjiyi koruyan ve yöneten kişilerdi.
Ama patriarkal yapılar güç kazandıkça, kadın bedeni korunacak değil, bastırılacak bir alan olarak yeniden kodlandı.

İslâmî ezoterizmde “Zülcelâl ve’l-İkrâm” isminin tecellisi, hem azamet hem de zarafet taşır.
Bu çift kutupluluk kadında vücut bulur.
Ama kadın zarafetini sürekli azametle bastırmak zorunda kaldığında,
bağışıklık sistemi bu dengesizliğe dayanamaz.
Ve “zararsız olan” artık tehlike belleğiyle eşleşir.

BU ŞİFA ALANI NEYİ DÖNÜŞTÜRÜR?

– Kadının kendini “savaş hâlinde” algılamadan dış dünyayla temas kurmasına yardımcı olur
– Alerjik tepkiye sebep olan enerji yüklerini sistemden çıkarır
– Kendini savunmakla cezalandırılmak arasında sıkışmış bilinçaltı örüntüleri dönüştürür
– Bağışıklık sisteminin aşırı uyarılmış hâlini dengeye taşır
– Kronik inflamasyonu enerji ve duygu bedeni düzleminde yatıştırır
– Kadını, bedeniyle barıştırır ve temasla kurduğu ilişkiyi şefkat eksenine çeker
– Kendine “izin verme” bilincini güçlendirir

Taş burada yalnızca bir hatırlatıcıdır.
“Artık savaşmak zorunda değilsin,” der.
“Kendini korumak için bedenini yakma.”
Kadın onu eline aldığında, bedeninin yeniden dostuna dönüştüğünü hisseder.

Şifası bol olsun

Değerlendirmeler (0)

Değerlendirmeler

Henüz değerlendirme yapılmadı.

Sadece bu ürünü satın almış olan müşteriler yorum yapabilir.