Dâstânat Râ Be Yâd Âr
₺30.000,00
Adet
1
<p>Ruhun bu dünya hikayesindeki en büyük sızısı, geldiği o bezm-i elestteki sözünü ve asıl vatanını unutmuş olmasıdır. Cilveli Rabbim, sanki insanın üzerine serpilmiş o gaflet tozunu silkelemek ve o kadim yolculuğu, yani tekamülü hatırlatmak için A’râf Suresi’nin 172. ayetinde şöyle buyurur;</p><p>"Hani Rabbin âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şahit tutarak: 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' demişti. Onlar da: 'Evet, şahit olduk' demişlerdi..."</p><p>Bu ayet ruhun tekâmül serüvenindeki o ilk ve en büyük "Biat" makamıdır. Tasavvufun o ince lisanında bu, "Kâlû Belâ"nın, yani ruhun aslına verdiği o sözün her an yeniden hatırlanmasıdır. Tekâmül dediğimiz şey, aslında bir "yeniden öğrenme" değil, bir "hatırlama" halidir.</p><p>Ruh, bu topraktan kafese girdiğinde, o ilahi nurun ve verdiği sözün üzerine kalın perdeler çekilir. İnsan bu dünyada acıyla, neşeyle, darlıkla ve bollukla yoğurulurken aslında tek bir şeyi arar; O ilk andaki saflığını ve o ilk sesin yankısını. Tekâmül, ruhun üzerindeki o kesif dünya kirini, nefsin o ağır tortularını tek tek ayıklayıp, altındaki o saklı cevheri, yani o ilk şahitliği yeniden gün yüzüne çıkarma senaryosudur.</p><p>Bırak, bu ayet kalbinde bir pusula olsun. Attığın her adımda, aldığın her nefeste o "Evet" deyişini hatırla. Çünkü insan, ancak hatırladığı kadar hürdür ve ancak aslına yaklaştığı kadar kâmildir.</p><p>Bu yüzden demedim mi? Hikayeni Hatırla..</p><p><br></p><p>Bu muazzam ayetin enerjisi için en gösterişli taşımı seçtim. Her biri bir yaşam, her biri bir parmak izi. Görüp görebileceğiniz en ilahi sanat bu taş.</p><p>Semavi bir mücevher...</p><p>Şifa olsun</p><p><br></p>