Pelvik Taban Zayıflığı
₺3.190,00
Adet
1
<p>Şimdi sizinle kadının en mahrem sığınağına, yani "yaşamın merkezine" doğru bir yolculuğa çıkalım mı?Pelvik taban dediğimiz o mucizevi yapı organları yerinde tutan bir kas demeti mi sadece? Asla değil. Bence ruhun yeryüzündeki tahtı,dişil gücün kökü.</p><p>Maddi dünyada bu yapının gevşemesi; idrar kaçırma veya organların aşağıya doğru süzülmesi gibi bir yorgunluk olarak tezahür eder. Lakin biz biliriz ki, bedendeki her çözülmenin ardında tiz bir imdat var.</p><p>Bu hali yaşayan bir kadın ruhunda derin bir <strong>"</strong>ihanete uğramışlık<strong>"</strong> hisseder. Kendi bedeni ona en temel noktasında, o kutsal kapısında söz dinlemiyordur. İdrar kaçırmak, kadının özgüveninin, o çelikten iradesinin parmaklarının arasından kayıp gitmesidir. Her adımda "Ya bir aksilik olursa?" endişesiyle tetikte yaşamak, kahkahayı yarım bırakmak, hapşırırken bile bedenine güvenememek... Bu, bir kadının dünyadaki en temel hakkı olan "güvende hissetme" duygusunun elinden alınmasıdır. Organ sarkması ise, sanki hayatın tüm yükü omuzlarından inmiş de en hassas yerine, rahmine çöreklenmiş gibidir. Sanki dünya onu aşağıya, toprağın karanlığına çekiyordur.</p><p>Tekamül yolculuğunda bu durum, aslında en temel desteğini —yani öz-değerini ve içsel sınırlarını— yeniden inşa etmen için bir çağrıdır. Bedenin sana, "Başkalarının yükünü taşımayı bırak, artık kendi merkezini yukarı kaldır" diye seslenir. Bu bir güçsüzlük değildir; kapasitenden fazlasını, başkalarının kederini ve geçmişin pişmanlığını o kutsal beşiğe doldurduğun için bu yorgunluk baş göstermiştir. </p><p>Kalbine ferahlık verecek o ilahi vaadi hatırla: <strong>"Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemez."</strong> <em>(Bakara, 286)</em>. Ne demiş Rabbim biliyor musun? Sen sadece kendi özünü taşımakla mükellefsin, başkalarının ağırlığı senin fıtratına ait değildir.</p><p>Bir metafor yazayım mı size :) En flörtöz halimle :) Bir çiçek, taç yapraklarını gökyüzüne sunarken köklerinin gevşediğini fark etmiş. Rüzgar her estiğinde "savrulur muyum?" korkusuyla yapraklarını kapatmış. Oysa bilmezmiş ki, sorun rüzgarda değil, toprağa "ben buradayım" diyememesindeymiş. Şifa, rüzgarı durdurmakta değil, kökteki o "benlik" bağını yeniden sıkılaştırmaktadır. Sen, o kutsal çiçeğin ta kendisisin. Fiziksel farkındalıkla, nefesini o en alt noktaya indirip "Ben buradayım, güvendeyim ve kendimi taşıyabilirim" dediğin an, o "Altın Hamak" yeniden gerilecek, ruhun yeniden yükselecektir.</p>